Ceketinin yakasını düzelti ve aynada kendine son bir kez baktı. Kaşları aynada gördüğü şeyin verdiği memnuniyet ile havalandı ve yüzünde kendini beğenmiş bir gülümseme oluştu. Kahvaltı masasının da onu bekleyen ve kendine bir an olsun bile yakıştırmadığı, sırf babasının serveti için evlendiği, ona yıllardır aşık olan karısını her sabah olduğu gibi masada tek başına bırakıp, kapıyı hızlıca çekip çıktı. Arabayı kapının önünde görmeyince deliye döndü. Şoför geldiğinde her zaman yaptığından daha da ağır bir şeklide onu azarladı. Bütün ihtişamıyla şirketten içeri girdi. Ne kimseye selam verdi ne de ona alınan selamları kabul etti. Aslında bu iş yerindeki herkesin alışık olduğu bir hareketti. Her şeyin en iyisini, en güzelini, en doğrusunu yaptığını düşündüğü için kimseye eyvallah etmez, yanlışlarını kabul etmez, kimseyi kendine laik görmezdi. İşi dolayısıyla etrafında olan binlerce insandan birini bile arkadaş olarak görmeye laik bulmazdı. Ali böyle biriydi. Nam-ı diğer Sezai.
Yine caddede yavaş ve havalı adımlarla yürüyordu. Yine avını gözüne kestirmişti. Bu belki de ellinci denemesiydi, belki de daha fazla ama istediğini elde etmeden asla vazgeçmeyecekti. Bugüne kadar ne istediyse elde etmiş bu yolda her şeyi feda etmiş ve herkesi gözü kırpmadan harcamıştı. Sonunda beklediği an gelmişti. Aylardır yoldan çıkarıp kendine bağlamak istediği kadını kendine aşık etmiş, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmış ve her seferinde olduğu gibi bırakıp gidiyordu. Hayatta kapıldığı ve almak istediği şeyler her şeyden ve herkesten önce gelirdi. Selim’de böyle biriydi. Nam-ı diğer Nuri.
Toplantıya yarım saat kala her şey yolunda ve eksiksizken toplantı odasına daldı. Hızla dosyaları talan etmeye başladı. En yakın arkadaşım dediği Mert’in aylarca başını bile kaldırmadan özenle hazırladığı sunum raporunu arıyordu. Koridordan gelen seslere rağmen arayışından vazgeçmedi ve son anda zaferini elde etti. Dosyanın içinden sunama dair kilit bilgileri içeren sayfayı alıp sayfaları imha etti. Ve hiçbir şey olmamış gibi yerine geçti. Sunum başladı ve sunum Mert için çok zorlu geçti. Sunumdan sonra kalkıp hiçbir şey yokmuş gibi Mert’i teselli edip bu elim kayıptan başkalarını sorumlu tuttu. En yakın arkadaşım dediği birine bunun yapmasının tek sebebi yükselişini görmeye dayanamamasıydı. Cengiz yine Alaaddin oyunlarından birini çevirmişti.
Doktor karşıdan görür görmez. “İşte hastanemizin daimi hasta yakını Ertan Bey geçmiş olsun yine sizin işçilerden birini başı dönmüş iskeleden düşmüş, iskeleden düşmesi neyse de iskeleyle beraber düşmesi büyük talihsizlik(!)”dedi. Doktorun yanında duran hemşire, doktorun bu sözlerine anlam verememiş ve doktora sebebini sormuş. Doktorda, Ertan Bey’in çevredeki çoğu inşaatın müteahhitti olduğunu ve malzemeleri tasarruflu kullandığını ve seçtiği işçilerinde biraz sakar olduğunu kinayeli bir biçimde söylemişti. Hemşirenin yüzünde imalı bir şeklide anlatılmak isteneni anladığını belirten bir ifade oluştu. Böyle biri olmasına rağmen herkes Ertan’a saygı duyardı. Çünkü Ertan artık onu Cahit diye anan kimse yoktu.
Sabah erkenden kalkıp dükkanını açtı. Dükkanını temizledi, etlerini reyona yerleştirdi, bereketini diledi ve işine koyuldu. Öğlene doğru tek tük müşterisi geldi. Yine sakin günlerinden birindeydi ve şükrediyordu. Akşam saatlerine doğru daha önce buralarda hiç görmediği biri dükkana girdi. Kırk çeşit et sordu,250gr et tarttı. Gürkan tam paketleyecekken “Bırak ya koyma şunu rengine bak kokuyor da kim bilir ne eti insanları kazıklıyorsunuz “dedi. Gürkan hemen adamı kapının dışına itti, kapıyı kilitledi. Et dolabına girdi, gece yarısına kadar et dövdü. Rasim, olduğu o geceden sonra sinirlendiğinde kendini sakinleştirmek için sürekli et döverdi.
Eski hayatlarından tamamen kurtulmuş kendine yeni hayatlar kurmuş beş işbirlikçi. Onlardan başka hiç kimse ne yaptıklarını, eskiden nasıl insanlar olduklarını bilmiyordu. Onlar bile kim olduğunu unutmuştu, unutmak zorunda kalmıştı. Olanların ardından on yıl geçmesine rağmen hepsinin hayatı gelen bir postayla alt üst olmuştu. Postanın içinde bir not kağıdı vardı. Kağıdın üstünde “on yıl sonra aynı yerde, artık geçmişi ve gerçekleri susturamazsınız” yazıyordu. Bu not herkesi dehşete düşürmüştü. Çünkü olanları bilen onlardan başka hiç kimse yoktu. Onları tehdit eden kişinin olduğunu öğrenmek ve ortadan kaldırmak için bir şey yapmaları gerekiyordu.