Hayata geldiğimiz andan itibaren bizlerin ilk durağı, sığınağı olan ailelerimiz yaradılıştan gelen bir içgüdü ile bizlerde hiçbir şey beklemeden her anımızda yanımızda oldu.

Zaman ilerledikçe bizler kendi başımıza bir şeyleri başarabilir hale geldikçe doğal olarak bizler için sarf ettikleri enerji değişmeye başladı. Tabi ki bizim de aynı şekilde.

Onlara ayırdığımız zaman, gösterdiğimiz ilgi ve sevgi kimi zaman arışta kimi zamanda düşüşte.

İnsanların arasına karışmaya başladıkça, toplumda birey olarak tek başıma var olmaya başladıkça ilk etapta ailemizden bize geçen değerler çevresinde hareket etmeye ve ilişkilerin içine girmeye başladık.

Daha sonra kendimizi ve toplum içindeki yerimizi gördük.

Kendimizi bulduk.

İkili ilişkilerdeki duruşumuzu kendimiz çizdik.

Tam olarak ayaklarımızın üzerinde durmaya başladığımız anda etrafımızdaki insanların bizlerden bir şeyler beklediğini fark ettik.

Bizi bulunduğumuz noktaya getirmek için maddi manevi fedakarlıklarda bulunan ailemiz ve yakın çevremiz bizden bir şeyler beklediği an kendi çizdiğimiz yolu şekillendirmemiz gerektiğini fark ettik.

Kendimizden ödün vermeden yolumuzda; bizi o yola çıkarmak için cesaretlendiren büyüten insanlara da yer vermemiz gerektiğinin bilincine vardık.

Gündelik hayatta yaşadıklarımız ya da şahit olduklarımızı baz alarak düşündüğümde;

Hayatımda olan insanlardan bir şey beklediğimi kendi kendime de olsa dile getirdiğimi fark ettim.

Sonra durup düşündüm;

Ben birilerinden bir şeyler bekliyorsam, benden yana beklentileri olan insanlarda vardır.

Dışardan kendime baktım.

Bir evlat, torun, arkadaş, kardeş, abla ve bir tandık olarak sevdiklerim, etrafımdaki insanlar benden ne bekliyor olabilir?

Başlarda sıfatlarım doğrultusunda benden beklenen veya beklenme ihtimalli olan şeyler beni korkuttu.

Başlarda herkesin beklentilerini karşılayabildiğim bir yol buldum. Beni biraz korkuttu.

İçinde bulunduğum denklemde herkese yer vardı, herkesin gönlü oluyordu.

Bu seferde benim kendime yönelik olan beklentilerim ortada yoktu.

Üniversitede hayatımın bir büyük bir bölümünü bazen de her anını geçireceğim bir ortama girince dozu ayarlamak için bir yol buldum.

Keşke tam olarak tarifi olan bir şey olsa anlatabilmeyi çok isterim.

Ama bazı şeyler gibi belli konularda orta yolu bulmakta yaşayarak öğrenilecek şeyler.

Günlük hayatımın ve duygu durumunun yoğun olduğu zamanlarda ipin ucu bazen kaçıyor.

Tam zamanında nerede durmam gerektiğinin farkına varıyorum.

Birinden bir şey beklediğim ya da ‘buna ihtiyacımın olduğunu bilmesi gerekiyor’ dediğim noktada geriye dönüp bakıyorum.

Eğer birinin sizi görmezden geldiğini veya ihmal ettiğini düşünüyorsanız.

Sizde bir yerlerde birini ihmal ediyor olabilirsiniz. Aynadaki yansıma gibi.

Her zaman olmasa da birilerinin kalbinde yumuşak bir his uyandırıyorsanız. Hayat aynı şeyi sizin de hissetmeniz için bir fırsat sunar.

Bugüne kadar yaşadığınız kırgınlıklara ve üzüntülere rağmen iyi olan şeylerin sizi bir gün bulacağından ümidinizi kesmeyin.