İş hayatının zorluklar ile karşı karşıya kalan veya etrafında eğitim öğretim hayatı devam eden insanların yakındığını gören insanların bazılar içlerinden ‘keşke bende öğrenci olsam’ şeklinde düşünceler geçiriyor. Bende zaman zaman insanların arasında yer alıyorum.


Benimki çok nadir oluyor, çünkü ilgili olduğum bir alanda çalışıyorum. Öğrencilik yıllarımı özlediğim ve gördüğüm dersleri düşündüğümde özellikle bölüm derslerine çok ilgili ve başarılı olduğumu görüyorum. Her alanda olduğu gibi eğitimde de ilgi çok önemli. Konuyu biraz daha profesyonel bir şekilde ele almak gerekirse.


“İlgi ve merak birbirinden ayrı yapılar gibi görünse de literatürde, bu iki yapının aynı olduğu ya da ilginin durumsal olarak deneyimlendiği ancak merakın aynı deneyimi tetikleyen

bir kişilik boyutu olduğu yönünde ayrımlardan söz edilebilmektedir.Bu derleme çalışmasında yürütülen taramalar her iki kavramı da kapsayacak biçimde geniş tutulmuş ve bu taramalara dayanarak metin içinde her iki sözcük, aynı

yapıyı tanımlar biçimde birbiri yerine kullanılmıştır. Psikoloji literatüründe, merak ya

da ilgi olarak tanımlanan yapı erken dönemlerden itibaren incelenmiştir. William James

(1890/1918), merakı; dikkatin yeni (novel) olana çevrilmesi ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yaklaşma-keşfetme tepkisi olarak açıklamaktadır. Yine James’e göre, daha durumsal ve içgüdüsel olan bu boyuttan başka, bilimsel merak, ise “…bilgideki bir tutarsızlığa ya da boşluğa…” verilen yanıttır. Yine işlevselci bakışından hareketle James, merakın canlıları içinde yaşadıkları çevreyi keşfetmeye yönelttiğini belirtmektedir. Ancak bu keşfin bir diğer duyguyu yani korkuyu da tetikleyebilir olduğunu eklemektedir.

Ardılı olarak keşfetme ve keşfi sürdürme eylemlerini tetikleyen ve kişilerin davranışlarını yönlendiren güdüsel-duygusal bir unsur olarak ele alına gelen ilgi ve merak hakkında psikolojinin birçok alt alanında farklı araştırma soruları ile birbirinden bağımsız olarak yürütülmüş çalışmalar bulunmaktadır. İlgi ya da merak, farklı boyutlarda ele alınan bir yapı olarak çalışılmıştır. Buna göre literatürde merak

uyaran çatışması ya da uyuşmazlığı nedeniyle ortaya çıkan bir güdü olarak durumsal bir değişken olarak, meslek seçiminde rolü olan kişisel bir özellik olarak, bir duygu olarak, gelişimsel bir özellik olarak, durumlar karşısında bireyin kendini düzenlemesine olanak tanıyan bir yapı olarak araştırmalara konu olmuştur.


Berlyne, deneysel çalışmalarla “keşif davranışının” nedenlerini araştırmış, merakın ve ona eşlik eden keşif davranışının, yenilik, karmaşıklık, belirsizlik, çatışma gibi değişkenler nedeniyle ortaya konulduğunu belirtmiştir. Berlyne’ye göre, bu değişkenlerin belirli bir düzeye kadar varlığı keşfi tetiklerken (birincil ödül sisteminin devreye girmesi ile); çok yüksek düzeyde olması (birincil aversive sistemi uyarır) kaygının ve kaçınmanın ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yani tıpkı James gibi Berlyne de merak ve korku/kaygı arasında bir bağlantının olduğundan bahsetmektedir.

İlginin, kişilerden bağımsız olarak duruma özgü nedenlerde ortaya çıkabilirliği ile ilgili yürütülen çalışmalar metin işlemleme ve öğrenme süreçleri hakkındadır. Eğitim psikolojisi alanında gerçekleştirilen bu öğrenme ve metin işlemleme ile ilgi çalışmalarda, “durumsal ilgi” ve “bireysel ilgi” ayrımlaştırılmasına gidilmiştir. Buna göre durumsal ilgi, halihazırda gelişmiş bir ilginin varlığı olarak tanımlanan bireysel ilgiden farklı olarak anlık çevrenin etkisiyle ortaya çıkan bir yapı olarak değerlendirilmiştir. (Kaya, Gamze Inan.  Hasan Ali Yücel Egitim Fakültesi Dergisi; Istanbul Vol. 13, Iss. 2, (2016): 103-114.)”