Geçen gün herkesin burun kıvırsa da en az bir kere gittiği kahve dükkanı zincirlerinden birine gittim. Tabi Kırklareli’de büyük şehirlerde olduğu gibi; notebook, kulaklık, kitap, prizlerin önünde dizilmiş çalışan insanların olduğu bir manzara ile karşılaşmadım.

Belki orada bulunduğum saat aralığı ile bir alakalı olabilir.

Sadece kahve içmek için gittiğim için dikkatim biraz dağınıktı, etrafımdaki insanları inceleme fırsatım oldu.

Böyle söyleyince de insanları sürekli göz hapsine alıyormuşum gibi anlaşıyor ama son zamanlarda sanırım her insanın yaptığı gibi kafamın içindeki sesleri dinlemektense dışardan gelen seslere yoğunlaşmayı tercih ediyorum.

Gelelim Kırklarelili insanlar, Kırklareli’de üniversite okuyan öğrenciler dışarda nasıl görünüyor..

Mekanın demirbaşları neredeyse tamamdı. Kurstan kaçmış bir grup öğrenci; saat öğlen iki sularında gelmiş sadece birer kahve içmiş grup; güneş gözlükleri, son model telefon, araba anahtarı üçlüsüyle gelen bir grup erkek arkadaş, sanırım bende kulaklık takıp yazı yazma alışkanlığımda listeye biraz katkıda bulundum. Aslında olması gereken bu satırları büyük boy, laktozsuz sütlü, yumuşak içimli kahvemi yudumlarken yazmamdı ama olmadı. Benden sonra bir aile geldi. Üç nesil anneanne, anne, çocuk.

Çocuk daha içeri girerken ağlamaya başladı ama nasıl feryat figan. Sonra şapka tartışması başladı. annesi bebeğin şapkasını araba bırakmış. Vay efendim nasıl bırakırmış, dışarıda oturacakları belliymiş. Bu olayla tatları biraz kaçtı. Keyif kaçında benim için hiç geri gelmeyen bir şey olduğu için aile aktiviteleri rezil oldu diye düşündüm.

Aa bir baktım başka bir konudan kara bulutlar dağıldı. Sohbet güzel, konuşuyorlar. ‘Sende çocukken yaramazdın, sana benzemiş, ee tabi kızım annesisin’

Birden telefondan çizgi film izlemek için ağlayan çocuğu okula başlattılar, üniversiteye gönderiler, çocuk yuvadan uçtu. O sırada bende çocukta şok.

Sevdiklerimizle aramızda bir büyü var. Ne yaşarsak yaşayalım, ne kadar gerginlik olursa olsun anının tadını çıkarmamız gerekiyor.

Özelliklede kırk yılda bir yakaladığımız anlarda.

Soyut olan bu büyünün varlığını her daim hissetmeniz ve asla kaybetmemeniz dileği ile…