Son zamanlarda hem etrafımdaki insanlar için hem de kendim için daha anlaşılabilir bir düzen yaratmak için bazı adımlar atmaya çalışıyorum. Bunun üzerine de sosyolojik ve psikolojik araştırmalara başladım.
Sanıyorum ki insan ilişkilerinin bir düzene oturmasında öncelikli olan şey saygı. Fakat bunun da öncesinde insanın kendisine duyduğu saygı daha büyük bir yer tutuyor. Özsaygı.
Bu kelime size neleri anımsatıyor?
TDK’ya göre özsaygı insanın kendine duyduğu saygı onur, haysiyet, izzetinefis olarak açıklanıyor.
Bence insan ilişkilerindeki en önemli etkendir çünkü kendine değer vermeyen herkesi değersiz görür; sadece güce değer verir, otoriteye tapar. Kendine saygı duymayan kimseye saygı duymaz sadece kendinden üstün gördüğünden korkar.
Özsaygıyı özgüvenle karıştırmamak gerekir. Özgüven kendine güvenmekle ilgilidir ve bu duygu başarı sayınız arttıkça kuvvetlenir. Başarı da başkalarının gözünde ve onların ölçütleriyle ilgilidir. Özsaygı ise insanın kendisini bilmesidir. Özgüven gücünü bir başka şeyden aldığı için kırılgandır, özsaygı ise sağlamdır ve başarısızlıkla yıkılmaz.
Bir anlamda insanın kendi karakterine, değer yargılarına, inançlarına uygun ve tutarlı hareket etmesi; yani kendi kendisiyle çelişmemesidir. Kaldı ki bu da kişinin kendisinden hoşnut olduğunu ve iç huzurunun bulunduğunu gösterir. Özsaygı başkalarının değerlendirmelerinden bağımsız olarak insanın kendine verdiği değerdir.
Peki özsaygı nasıl kazanılır bunun üzerine hiç düşündünüz mü?
Adım adım gitmek gerekirse, bir insanın özsaygısının oluşması için önce kendisini tanıması gerekir. Öze inmek yani. Ve bu öz içinde sanılanın aksine başarılardan çok başarısızlıklar, hatalar ve yanlışlar yatar. İşte saygı dediğimiz şey tam da burada başlar.
Çünkü bir insanın kendi hatalarını ve yanlışlarını kabul etmesi, eksikliğini kabullenmesi çok zordur. İnsan ilişkilerinde de karşımıza en çok çıkan hata budur aslında. Karşınızdaki insan içten içe her hatası için bir kılıf buluyorsa o iletişimden hayır gelmez ne yazık ki, yol yakınken dönün derim.
Çünkü insan kendisini hatalarıyla, eksikleriyle kabul etmedikçe ilerleme kaydedemez. Ve her şeye rağmen kendisine saygı duymayan insan, bir noktadan sonra size de saygı duymamaya başlar. Karşılıklı bir saygı olmadıktan sonra da ilişkilerin ne kadar sürebileceğini tahmin ediyorsunuzdur zaten.
Evet hatayı kabul etmek zor, evet eksiklikler herkesin canını sıkar. Ama çözmenin yolu da kabullenmekten geçer. Ben eksik yanlarımı, törpülemem gerekenleri, sivri çıkışlarımı, sinirimi ve gerginliğimi, mükemmeliyetçi olmayı abartmayı birer eksiklik olarak görüyor ve kabul ediyorum.
Bunları kabul etmeye başladığım andan itibaren de kendime daha hoşgörülü ve sabırlı bir şekilde yaklaşmayı başardığımı düşünüyorum.
Hatta bunun için farklı yollar da var. Mesela güçlü olduğunuzu düşündüğünüz on tarafınızı ve güçsüz olduğunuzu düşündüğünüz on tarafı bir kağıda yazın. Bir insanın özsaygısını kazanmasının ilk yolu kendisini tanıması, kabullenmesidir. Dedim ya yukarıda, ben mükemmeliyetçi biriyim ve bu zaman zaman özsaygımın kırılmasına sebep oluyor.
İşte bu yüzden herkesin hata yapabileceğini, en güzel işlerde bile detaylı incelenirse bir kusur bulunabileceğini, kaldı ki kusur bulmak isteyen insanların zaten kusur bulacağını öğrendim. Bu yüzden bu yönümü törpülemeye çalışıyorum.
Bir işi yaparken kendime yakışacak şekilde yapmaya çabalıyorum. Özsaygı kazanmanın bir yolu da bu. Kendinizi tanıdıktan sonra her şeyi karakterinize uygun yapmak. Sağa sola sapmamak. Bu değişimden kaçmak değil aslında. Çünkü özsaygınız bazen değişmenize sebep olmalı. Ama a kişisinin yanında onun desteklediğini desteklemek, b kişisinin yanında da b kişisinin destekçisi olmak, bir yerde özsaygınızı kaybetmenize sebep olacak.
İnsan hatalarıyla gelişir. Bu yüzden kabullenme süreci burada çok önemli. Kabullenmezseniz, yerinizde sayacak hatta geriye düşeceksiniz. Bunun olmaması için hatanızı kabullenmeniz çok önemli. Unutmayın kimse mükemmel değil demiştik. Son adımda da yıkıcı insanlardan uzaklaşın.
Sizi manipüle eden, size suçlu hissettiren, yaptığınız her şeyde bir kusur bulan insanlardan koşarak uzaklaşın.
Çünkü hayat onlar olmadan çok daha güzel.
Görüşmek üzere.