Bir solukta kitap okumak isteyenler için en iyi tercih Stefan Zweig olabilir. Stefan Zweig ı roman, oyun, biyografi yazarı ve gazeteci olan Avusturya-Macaristanlı bir cevher.

Zweig'in eserleri, 1920'li ve 1930'lu yıllarda Alman dilinin en çok okunan yazarları arasında yer alıyor.

1933'te Zweig'ta Yahudi yazarlara da yapıldığı gibi eserleri, Naziler tarafından yakıldı. Zweig, bu olaydan sonra ülkesini terk etti.


Zweig’ın okuduğum eserlerinin çoğunu üniversite zamanında yolda okudum. Devamını büyük bir merakla beklediğim tek bir eserini söylemem gerekirse Olağanüstü Bir Gece diyebilirim. Olağanüstü Bir Gece adlı eser klasik burjuva aktivitelerinden biri olan at yarışına geç kalan iki burjuvanın, burjuva ahlakından saparak suç işlemesiyle başlıyor. Çizgilerinden ve onlara çizilmiş kalıplardan sapan iki burjuva hissetmeye başlar ve sıradan insanların hissettiği şeyleri hissetmeye başlar.

Zweig, bu keşfin başlangıcını olağanüstü bir gece olarak adlandırmış. Olağanüstü Bir Gece’de olay fazla gelmeyebilir. Asıl konunun yavaş olduğunu düşüncesine kapılabilirsiniz. Olağanüstü Bir Gece’de, daha çok ruhsal betimlemeler üzerine kurulu eser. Çoğu kişi tek düze benzer şeylerden bahseden bir eser olduğunu düşünebilir. Ama kitaba dikkat verilinde yapılan her bir ruhsal anlatımın birbirinden farklı olduğunu fark ediliyor.

Köşelerimin hemen hemen hepsinde değindiğim ‘yazmak’ konusu Olağanüstü Bir Gece’de Zweig, yazmak hakkında şöyle diyor;

“Aslında yazmak, bir anlamda, zihnimi sürekli meşgul eden, içimde sancılı bir huzursuzluğa neden olan bir olayla sonunda hesaplaşmak, onun üzerine sünger çekmek, onu yerli yerine oturtmak, benden önde tutmak ve her açıdan kapatmak için giriştiğim bir çabaydı.”