İletişim Fakültesi’nde okuduğum dört yıl boyunca fakültenin sunduğu imkanlar dahilinde fakülte içerisinde bulunan diğer bölümlerden de seçmeli ders alabilme imkanında sahip oldum.

Fakülte içerisindeki bölümler arasında ilgilimi çeken bölüm Reklamcılık oldu.

“Hızla değişen dünyamızda reklamcılık her geçen gün boyutları büyüyen bir sektördür.

Pazarlama iletişiminin vazgeçilmez bir unsuru olan reklamcılığın pek çok tanımı yapılmıştır.

Bu tanımlardan bir tanesi; “Reklam, bir işin malın veya bir hizmetin para karşılığında, genel yayın araçlarında, tarif edilerek geniş halk kitlelerine duyurulmasıdır” şeklindedir.” (Reklamcılıkta Temel Kavramlar, Ankara 2012, s2)

Aldığım seçmeli ders kapsamında Türkiye ve Almanya Niteliksel İçerik Analizi gerçekleştirmiştim. Yaptığım çalışmada Türkiye ve Almanya’daki reklam sektörünü kısaca inceleyip birer örnek incelemiştim.

Türkiye güç mesafesinin geniş olduğu ülkeler arasındadır.

Kollektivist, ortaklaşa ve grup ilişkilerinin hakim olduğu bir toplumdur.

Eril bir toplumdur.

Belirsizlikten kaçınma düzeyi yüksektir.

Türkiye ne hoşgörülü ne de hoşgörüsüz bir ülke olarak sınıflandırılıyor.

Türkiye’ de paylaşım yapmak kültür olarak önemlidir.

Eril bir toplum olduğu için bireyler, karşılaştırma yaparak en iyisine sahip olmalıdır.

Kollektivist bir toplum olmasına rağmen sosyal rekabet vardır.

Medya, toplum ve gençler için önemli bir konuma sahiptir.

Bu yüzden gündem takip edilir ve küresel mecralar kullanılır.

Küresel mecralarda diğer bireylerin beğenisi ve kabulü önemlidir.

Almanya, Güç mesafesi dar bir ülkedir.

Bireyselci bir toplumdur.

Dişil bir toplumdur.

Belirsizlikten kaçınma boyutu yüksektir.

Hoşgörülü bir ülkedir.

Alman kültüründe toplumda belirli roller vardır.

Bireyselci bir toplum olduğu için bireyler kendi istekleri doğrultusunda toplumdaki rollerini belirlemek isterler.

Çocuklar ‘ben’ anlayışı ile hareket eder.

Eşitlikçi bir toplumdur.

Almanya açıklık, tolerans ile baskı ve toplu katliâm arasında değişen olay, durum ve tavırlara şahit olmuş çalkantılı bir tarihe sahiptir.

Günümüzde ise bu görüş eşitlik ve tolerans yönündedir.

Almanlar düzenli ve disiplinli özelliklere sahip hayatı benimsemiş bir toplum

olduğu için düzenin bozulması onlara farklı ve ekstrem bir durum gibi gelebilir.

Kişiler bireysel kararlarında tepki alsalar dahi eşitlikçi toplum anlayışından dolayı topluma kabul edilir.

İnceleme

Aynı GSM markasının iki ülkede yayına giren farklı iki reklam filmini incelemediğimde Türkiye’deki

reklama bakıldığında ilk göze çarpan unsur reklamda star kullanılmış olmasıdır. Bu Türk

kültürünün popüler olanı benimsediğini gösterir.

Popüler bir şarkı markaya uyarlanarak jingle oluşturulmuştur.

Çeşitli popüler mecralar gösterilerek jingle’ da geçen ‘’Gez, yaşa, paylaş,

durma’’ sözleri türklerin paylaşımcı ve gösterişçi bir toplum olduğunu gösteriyor.

‘’Vodafone Red ayrıcalıklarla dolu.’’ sloganı ise kültür olarak insanların kendisini ayrıcalıklı

hissetmeyi önemsediğini gösteriyor.

Türk toplumunun eril bir toplum olması sebebiyle ayrıcalık kelimesi vurgulanmaktadır.

Gösterişin kültür olarak önemli bir konu olduğuna dikkat çekmektedir.

Reklamdaki kişilerin yan yana aynı mecraları kullanarak birbirlerine göstermesi grup

ilişkilerinin önemli olduğunu ve kollektivist bir toplum olduğunun göstergesidir.