Liseden sonra, üniversitenin hep bir özgürlük getireceğini düşünmüştüm.
Nitekim düşündüğüm gibi de oldu aslında.
Üniversite için Kırklareli’ye yerleştim ve burada kendime bir hayat kurdum aslında.
İnsanın salt kendine ait bir evi olması belki de bu dünyadaki en güzel şeylerden biri. Hem zorluğuyla hem mükafatlarıyla çok özel bir durum bence.
Evi istediğin gibi dekore edebilmek mesela. Tabii bu şartlar dahilinde oluyor ama insan yine de beğendiği ya da beğenmediği parçaları kendisi seçebiliyor.
Biliyorsunuz genelde aile evleri eşya bakımından kalabalık olur. Bizden önceki nesil henüz minimalist yaşam hakkında pek de bir şey bilmiyor.
Gerçi dönemin şartları minimal bir yaşama uyuyor muydu bu da ayrı bir yazı konusu olabilir.
İnsanlar o zaman kendini garanti altına almak için pek çok şeyi yedekliyordu. Gerçi yavaş yavaş buna da evriliyoruz gibi geliyor bana.
Minimalist yaşam bence hayatı en azından belli ölçülerde değişime uğrayan insanlar için daha makul. Bizim gibi yarın neyle karşılaşacağı hiç kesin olmayan insanlar için uygun değil gibi geliyor.
Tabii bunları söyleyebilmek için bu konuda biraz daha derin bir araştırma yapmak gerekiyor.
En azından kendi adıma bunu dile getirebilirim şimdilik.
Konudan daha da uzaklaşmadan tekrar özgürlük konusuna gelelim. Dedim ya üniversite insana aslında çok büyük bir özgürlük sağlıyor.
Mesela ben hiç gecenin ikisinde çorba içmeye gitmemiştim. Bu bile benim için büyük bir özgürlüktü.
Evde istediğim saatte kalkmamış, bazı işleri ertelememiş, dağınık görünen bir yeri toplamayı sonraya bırakmamıştım mesela. Kendi evimde bunları yapabildim.
Peki bu özgürlüğün de bir bedeli yok mu?
Tabii ki var.
Bu bedeli genelde mental olarak ödeseniz de tek başınıza bir hayat kurmanın maddi yükümlülüğü de çok ağır gerçekten.
Hatta arkadaşlarımla aramızda hep dalga konusu olmuştur bazı şeyler. Mesela ben hiç tuvalet kağıdına para vermemiştim. Toz bezine ve çöp torbasına da para vermeye ihtiyaç duymamıştım.
Çünkü bunları yapan biri vardı benim için.
Bunlar ailece gittiğimiz alışverişin ufak birer parçasıydı hep.
Bu ürünlere para verilmesi gerektiği bile hiç gözüme çarpmamıştı.
Tabii bu durum zamlardan önceydi.
Şimdilerde sosyal medyada o çok övülen 1+1 evde yalnız yaşama durumu bazı durumlarda tam bir kabusa dönüşüyor mesela.
İnsan çevresinde denk geldiği olaylardan çok çabuk etkilenebiliyor.
Mesela ben böyle biriyim. Birinin anlattığına ya da şahit olduğuma çok çabuk adapte olur kendi başıma gelmiş gibi hissederim.
Bazı durumlar da bende korku yaratıyor mesela.
Hatta ben öğrenciyken Kırklareli’yi kasıp kavuran bir olay benim evimin arka sokağında yaşanmıştı. İşte o dönemde evde kalmaktan çok ürkmüştüm mesela.
Özgür olmak aslında imkansızlığı da beraberinde getirir.
Bir imkan ya da olanak varsa başka bir olgudan, kişiden bahsetmiş oluruz ki bu da sizin özgürlüğünüzü kısıtlayan bir argüman haline gelir.
Belki de özgürlük olarak gördüğümüz şey aslında bir yanılsamadan ibarettir.