Türkiye ve Almanya’nın toplum olarak kısa bir incelemesini yaptıktan sonra iki toplumunda reklamlardan bekledikleri hakkında bilgi vermiştik.

Aynı firmanın iki ülke içinde yaptığı reklam filmlerini inceleme aşamasında sıra Almanya’da.

Alman kültürü bireyselci bir toplum olduğu için bireyler kendi istekleri doğrultusunda toplumdaki rollerini belirlemek istediklerinin mesajını vererek buna uygun şekilde davranır.

Daha küçük yaştaki bireyler olan çocuklar ‘ben’ anlayışı ile yaşamlarını ilerletir. Eşitlikçi bir toplum olan Almanlar, açıklık, tolerans ile baskı ve toplu katliam arasında değişen olay, durum ve tavırlara şahit olan bir tarihin bugüne yansımaları.

Günümüzde ise bu görüş

Almanlar düzenli ve disiplinli özelliklere sahip hayatı benimsemiş görüşleri eşitlik ve tolerans yönünde şekillenmiştir.

Kişiler bireysel kararlarında tepki alsalar dahi eşitlikçi toplum anlayışından dolayı topluma kabul edilir.

Bu reklamda toplumun cinsiyet normlarına ait hissetmeyen erkek bir çocuğun kendini keşfetme süreci göze çarpıyor.

Çocuğun kadın kıyafetlerine bakması, babası balık tutmaya götürdüğü zaman makyaj videoları izlemesi, kadın dergileri okuması bireyselci bir kültür olmalarından kaynaklanmaktadır.

Çocuk, toplumda erkeğe biçilen rolleri kabul etmeyerek kendi isteği üzerine feminen bir görünüme sahip olmak istemektedir.

Toplumda ona biçilmiş rolleri kabul etmeyerek kendi isteği üzerine farklı olmayı seçtiği için çocukla baba tartışmaktadır. Bu belirsizlikten kaçınma düzeyinin fazla olduğunun göstergesidir.

Güç mesafesinin dar olduğu bir ülke olduğu için annesi ve babası tarafından erkek rolleri biçilerek çocukla zaman geçirilmesi, ailesinin çocuğu eşiti gibi görmesinden dolayıdır.

‘’Maalesef mobil veriniz tükenmiştir.’’

Yazısıyla birlikte çocuk artık video izleyememektedir.

Anne ve baba konuşarak durum ve duygularla birlikte ilgilenmektedir.

Babanın çocuk uyurken onunla mobil veri paylaşması toplumdaki zayıf olanı önemsemek ve korumakla ilişkilendirilebilir.

Bu da dişil ve hoşgörülü toplum olmasından kaynaklanmaktadır.

Reklamın sonuna gelindiğinde ise çocuğun ailesinin desteğiyle birlikte kendisini hissettiği

şekilde giyinerek ve istediği hedefi gerçekleştirmiş şekilde kendi defilesinde görüyoruz.

Ailesinin ise alkışlayarak onu izlemesi Almanların hoşgörülü bir toplum olduğunu gösteriyor.

İki reklama bakıldığında ise Türklerin daha çok paylaşım yapma, kişilerin grup halinde hareket etmesi göze çarparken Almanların daha çok kendi fikirleri için bireysel şekilde hareket ettiği görünüyor. Türklerin toplum olarak sosyal rekabet, mükemmeliyetçilik ve ayrıcalıklara önem verdikleri söylenebilir.

Almanların ise daha çok şefkat, dayanışma, uzlaşma, yardım, sevgi gibi kavramlara önem verdikleri söylenebilir.

İki toplumun birbirinden sosyal açıdan farkı, değer verdikleri kavramlardan göze çarpmaktadır.

Slogan olarak değerlendiğinde ise Türkiye için ayrıcalık ve statü öne çıkarken Almanya için sevgi, hoşgörü ve paylaşım öne çıkar.

Almanya’nın kültürel olarak toplumda kendisini istediği gibi ifade eden kişileri ayrıştırmak yerine bu bireyleri topluma kabul eden bir kültür olduğu anlaşılmaktadır.