Kırklareli’de yerel basınında çalışan biri olarak içerisinde bulunduğum alanın bugünlere nasıl geldiği benim için hep merak konusu olmuştur.

Osmanlı döneminde ilk yerel gazete 1865 yılında Mithat Paşa tarafından çıkarılan Tuna gazetesidir. 1864 yılında eyalet yerine vilayet sistemine geçilmiş ve bu vilayetlerde matbaalar kurulmuştur. Matbaalar hem devletin basım işlerini yürütmüş hem de vilayet gazeteleri adı verilen ilk yerel gazeteleri basmıştır. Bu gazeteler, valinin yönetiminde, merkeze bağlı, resmî nitelikli gazetelerdir. Gazetelerin çalışanları da bu yapıya bağlı olarak devlet memurlarından oluşmuştur. Vilayet gazetelerinin temel amacı, İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde başlamış olan ayrılıkçı akımlara karşı mücadele etmektir.

1908’e kadarki dönemde sürekliliği farklılık gösteren 30’u aşkın vilayet gazetesi çeşitli bölgelerde yayına girmiştir. Gazeteler, o dönemde Osmanlı Devleti’nin vilayeti olan, Suriye, Halep, Şam, Beyrut, Yemen, Musul, Kudüs, Hicaz ve Trablusgarp gibi Arap bölgelerinde; Bosna, Girit, Rodos, Yanya, Selanik, Prizren, Manastır, Kosova gibi Balkan şehirlerinde ve bunların yanında, Erzurum, Diyarbakır, Bursa, Konya, Trabzon, Kastamonu, Adana, Ankara, İzmir gibi Anadolu illerinde çıkmıştır. Bu gazeteler ayrılıkçı eğilimlere cevap veren siyasi içerikleri ve merkezi yönetimin halka iletmek istediği mesajlar kadar, edebi içeriğe de sahiptir. Diğer yandan sağlık, kadın hakları, çalışkanlık gibi eğitici konular da işlenmiştir. Genellikle haftalık olarak yayımlanan 2 ya da 4 sayfalık bu ilk yerel gazetelerin bir kısmı kısa ömürlü olmuş, bazıları ise Birinci Dünya Savaşı’na kadar yayınını sürdürmüştür.

İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra ise özel girişimciler tarafından pek çok yerel gazete çıkarılmıştır. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı ve ertesi yıl çıkarılan yeni basın kanunu hem İstanbul basınında hem de gelişmiş bazı bölgelerde yeni gazetelerin çıkmasını sağlamıştır. Sansürün kaldırılmasıyla birlikte ortaya çıkan özgürlük ortamı, çeşitli fikirleri savunan birçok gazetenin yayımlanmasına yol açmıştır. Meşrutiyetin ilk yıllarında çoğunluğu muhalif ve farklı dillerde 600’ü aşkın gazete çıkmış, bu sayı 1918’e doğru 900’ü aşmıştır.

Cumhuriyet’in kurulmasının ardından bu birlik ruhu kaybolmuş yeni rejime ilişkin tartışmalar nedeniyle gerek İstanbul basını gerekse yerel basın ile tek parti hükümeti arasında sorunlar yaşanmıştır. Bu dönemde rejime aykırı yayınlar yapan bazı gazeteler kapatılmış, sahipleri ve yöneticileri yargılanarak cezalandırılmıştır. 1928’de Latin alfabesine geçişle birlikte de özellikle yerel gazetelerde, bu yeniliğe uygun altyapı bulunmaması, Latin harfleriyle dizgi yapacak eleman yokluğu ve okuyucunun yeni alfabeyi bilmemesi gibi nedenlerle önemli sorunlar yaşanmış ve gazetelerin bir bölümü kapanmıştır.

Tek Parti dönemi boyunca yeni rejimin yerleştirilmesi çabaları sürmüş, ardından gelen İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Türkiye’de ulusal basının gelişimi yavaşlamış, yerel basın ise genel ekonomik sorunlar ve savaşın etkileri nedeniyle yok olma noktasına gelmiştir. 1923’ten sonra çıkan yayınların yüzde 80’inin 1940’a gelindiğinde kapandığı bilinmektedir. Yerel basının önemli bir gelişimin gösterdiği ilk dönem, çok partili seçimlerin yapıldığı 1946 yılından sonrasıdır. Özellikle Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1950 ile 1960 arasında yerel basın sayı ve nitelik olarak gelişmiştir. 1950’de basın yasasının değiştirilmiş, 1952 yılında basın çalışanların haklarını düzenleyen bir yasa çıkarılmış ve gazetecilerin sendika kurabilmesi, sigortalı olması, iş mukavelesi yapabilmesi, izinlerin düzenlenmesi gibi çok önemli haklar sağlanmıştır.

1960 yılında askeri müdahale ile son bulan bu dönemden sonra, basın üzerindeki baskıları kaldırmaya ve basın iş kolunu yasal düzenlemeye kavuşturmaya yönelik çabalar sonucunda gazetecilik profesyonel bir meslek olarak tanımlanmıştır. Basın İlan Kurumunun kurulması, sonraki dönemlerde yerel basın için yaşamsal önemde bir gelir kaynağı oluşturmuştur. Resmî ilan desteği sayesinde yerel gazete çıkarmak görece kolaylaştığı için 1960’tan sonra yerel basında sayıca bir artış meydana gelmiştir. 1962’de 200 olan yerel gazete sayısı, bu teşvik nedeniyle 1970’li yıllarda katlanarak artmış ve 1980’e gelindiğinde 700’e yaklaşmıştır.

1980’deki askeri müdahaleden sonra ulusal basın gibi yerel gazeteler de birtakım baskılarla ve kısıtlamalarla karşılaşmışlardır. Yerel gazetelerin yüksek olan sayısı, 24 Ocak kararlarından sonra kağıt sübvansiyonunun kaldırılması nedeniyle azalmıştır. Yerel gazetelerin yüzde 25’ini oluşturan 244 gazetenin 1984-88 yıları arasında kapandığı saptanmış olmakla birlikte, yine de belirtilen yıllarda 600-700 yerel gazete yayımlandığı da bilinmektedir. Liberal ekonominin gereklerine uygun olarak 1990 ve sonraki dönemde, yerel gazeteler piyasa kurallarına göre kurulmuştur. Reklam potansiyelinin yüksek olduğu gelişmiş illerde yerel gazeteler görece daha fazla nicel ve nitel büyüme sağlamışlardır.

1996 yılı verilerine göre 700 civarında gazete bulunduğunu, bunların toplam tirajının 800 bine ulaştığını ancak bu tirajın dörtte birinin Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Konya, Adana ve Trabzon’da yayınlanan 13 ofset gazete tarafından gerçekleştirildiğini, yerel basındaki toplam 2 bin 500 çalışanın beşte birini oluşturan 500 kişinin de sayılan illerdeki 13 ofset gazetede istihdam edildiğini belirtmektedir. Yerel basının 2000’li yıllardaki durumu da benzer bir yapıdadır. 2003 yılı verilerine göre Türkiye’de toplam 2322 gazete yayınlanmaktadır. Bunların 551’i günlük, 849’u haftalık, 253’ü 15 günlük, 470’i aylık, 200’ü daha uzun periyotta çıkmaktadır.