Başlıktaki cümle, sosyoloji öğrencilerinin çok iyi bildiği bir yargı aslında. Hatta akademik olarak üzerine çokça düşündüğümüz, irdelediğimiz bu cümlenin Latincesi daha tanıdık gelebilir:
“Homo homini lupus”
Bunun farklı görüşleri de var elbette. Hümanizm ile bilinen Seneca, bunun tam tersinin düşünür mesela. Ona göre insan, insanın gözünde kutsaldır.
Peki siz hangi taraftasınız?
Aslında başlangıçta ben de insanın, bir başka insan gözünde kutsal olduğunu düşünüyordum ama sonra bu düşüncem değişti.
Çünkü her insanın içinde kötü tarafın var olduğunu fark ettim. İyi dediğimiz insanlar salt iyi mi yoksa içindeki kötülüğü daha kolay bir şekilde mi bastırabiliyor?
Mesela ben zaman zaman seri ve sert tepkiler de versem bir olayı sakız gibi uzatmayacak kadar sakin biriyimdir. Genelde içimden söylenir, kendi kendime sinirlenir, kavga eder ve sakinleşirim. Ama çevremdeki insanlar hep bunu kullanır.
Peki benim sinirli biri olmama ya da öyle gözükmeme sebep olan nedir?
E cevap çok basit. Sizsiniz.
Ben karakter olarak sizlerden farklıyım. Sizler derken kastım çevremde ters düştüğüm insanlar.
Öyle ki ben bir işi aldığım zaman onu zamanında halleder, hatasız teslim eder ve başkasını bu işle meşgul etmem. Zorda kalmadıkça etmem.
Ama öyle zamanlar oluyor ki bir iş içerisinde yapılması planlanan pek çok ıvır zıvır işi kendim yaparım.
Bugüne kadar hep böyle oldu. Bana bir iş verildiyse, onu başkasına yük olmadan tamamlamayı kendime tek seçim yolu olarak görüyorum. Bana kalırsa, herkesin de bunu yapması gerekiyor.
İşte bunu yapmadığınız zaman insanlardan tepki görmeye başlıyorsunuz. Bu noktada da karşınızdaki insanı suçlamaya, içten içe ona saldırmaya başlıyorsunuz.
Saldırı derken, bir insanın karşısına geçip kendi meramınızı anlatamayacağınız için sadece yüzeysel tepkiler gösteriyorsunuz.
Komik desem, komik değil; üzücü desem üzücü değil.
Böyle yaparak karşınızdaki insanın kendi içine çekilmesine sebep oluyorsunuz aslında çünkü kimse bu tarz çocukluklar ile uğraşmak istemiyor.
Belli bir yaşa gelmiş insanların belli durumlarda nasıl davranması gerektiği de oturmuş olmalı diye düşünüyorum. Her işi başkasına yıkan, her işten kaçan, yılan ona dokunmadıkça kafasını ezmeyen insanların değil başkalarına yararı, kendisine de yararı dokunmuyor ne yazık ki.
Bir de sizin bu ben iyiyim ama… ile başlayan cümleleriniz yok mu, onlar insanı çileden çıkartıyor.
Siz hep iyisiniz, hep düşüncelisiniz, hep naziksiniz ama karşınıza nedense hep kaba ve ters insanlar çıkıyor öyle mi?
İnsanın biraz kendisinde hata araması gerektiğini düşünüyorum.
Oturduğunuz yerden büründüğünüz melankolik tavır kimseyi ilgilendirmiyor artık çünkü zamanında size bu uyarılar sıkça yapıldı. Pişmanlığınız- kaldı ki onu da göremiyoruz- artık bizim nezdimizde kabul görmüyor.
İnsanları, sapkın melankolinizle boğmaya çalışıyorsunuz. Kaçmaya çalıştıkça bir bataklık gibi içine çekmeye çalışıyorsunuz insanları. Yapmayın, etmeyin dedikçe daha fazlasını yapıyorsunuz çünkü sizin için arkadaş size katlanabilen insanlardan oluşuyor.
Hayır, katlanamıyoruz.
Hoşçakalın.