Daha önce yine burada, bu çerçevenin içinde sizlerle kitaplar hakkında konuşmuştuk.

Hatta kitap okuma oranlarının düşüşünden bahsetmiştik.

Bugün de bunun tersini yapalım diyorum.

Kitap okumak, belki de insanın hayatı boyunca yaşayamayacağı şeyleri deneyimlemesine imkan sağlıyor.

Bilmiyorum hiç böyle düşündünüz mü ama koltuğumuzda kendi halimizde otururken, okuduğumuz satırlar bizi bambaşka bir hayata taşıyor.

Bir an kendiniz olmaktan çıkıp yeni bir kahraman olarak sonunu bilmediğiniz bir yolculuğa çıkarsınız satırların arasında gezinirken.

İnsan hayatı boyunca belirli deneyimlerden geçer. Bunlardan bazıları belki de bizim bugünkü insan olmamızda katkı sağlamıştır.

İnsan acıyla yoğurulur, acıyla büyür.

Acılarla karşılaştıkça fikirlerimiz, davranışlarımız, taleplerimiz ve bakış açımız değişir.

Peki ya bir hayata kaç farklı deneyim sığdırmak mümkün? Kaç farklı pencereden bakabiliriz bir hayata? Bu nasıl mümkün olabilir?

İşte sadece bir kitap okumak bile birden fazla pencere açar kendi duvarımızın önünde.

Zarar görmeden, çukurlara düşmeden, belki intikam peşinden koşmadan ve acı çekmeden öğrenebileceğimiz her şeyi öğreniriz.

Kitap, bize yaşayamadıklarımızı ve belki de asla yaşayamayacaklarımızı öğretir.

Franz Kafka’nın kitap hakkında söylediğini hatırlayın:

“Bir kitap, içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı.”

İçinizde hangi donmuş denizler var?

Benim yapmayı en sevdiğim aktivitelerin başında kendi düşünceme ters düşen kitapları okumak var. Çünkü bir şeyi savunmak buradan geçiyor bence.

Savunduğum, arkasında durduğum ideolojiyle yazılmış kitapları tabii ki çok seviyorum. Onlar bana neyi savunduğumu daha net bir şekilde gösteriyor.

Fakat savunmaktan kaçındığım düşünceleri de iyi bilmem gerekmez mi?

Neyi savunmadığımı, neyin hoşuma gitmediğini bilmem benim için daha iyi değil mi? Kaldı ki bazı durumlarda fikrimin değiştiği de oldu.

Düşünceme zıt kitapları okumayı bu yüzden daha fazla seviyorum. Benim içimdeki o donmuş denize bir balta darbesi indiriyorlar çünkü.

Gördüğümden farklı bir bakış açısıyla görebiliyorum bu sayede. Bazen de kendi savımı doğrulamış olmanın rahatlığını yaşıyorum.

Kitap okumak için tek bir sebep bile sizi bu aktiviteye itmeli bence.

Hatta tek sebeplerden biri de içinizdeki donmuş denizlerden biri olabilir.

Kitap okumak kadar güzel olan bir diğer eylem ise okuduğunuz kitaplardan güzel bir kütüphane oluşturmaktır.

Salonunuzda, odanızda veya istediğiniz herhangi bir yerde kurduğunuz ve başınızı çevirdiğinizde gördüğünüz kendi hazineniz.

Ve yeri geldiğinde neyin nerede olduğunu bildiğiniz için rahatlıkla yerinden almaktır güzelliklerinden biri. Bazen kendinizi dış dünyadan soyutlamak istediğinizde alırsınız elinize hayatınızla benzerlik göstermeyen bir kitabı ve okumaya başlarsınız. Dertlerinizi bir süreliğine unutursunuz, rahatlar, ferahlarsınız ama bazı kitaplar da vardır ki, okumaya başladığınızda bir bakarsınız ki sanki sizin hayatınız anlatılmış.

Okuyabilmek dileğiyle…