İnsanlar arasında hatta insan ilişkileri içerisinde en garipsediğim durumlardan biri, ikilik yaratması.

Etrafımızdaki insanlar ya kendilerini çok değersiz ya da çok değerli görüyorlar.

Her ikisinin aşırısı yanlış bana göre.

Evet insan kendini değersiz görmemeli. Her birimiz, bir başkasına göre farklı ve eşsiz bireyleriz.

Duygularımız, düşüncelerimiz, davranış tarzımız, hareketlerimiz ve kafamızdan geçen planlar bile birbirinden o kadar farklı ki.

Çünkü farklı koşullarla büyüyoruz. Farklı koşullar içerisinde yetişiyor ve kendimizi bu koşullar dahilinde değiştiriyoruz.

Bu sebeple çok değerliyiz.

Fakat, insanın kendisini en değerli olarak görmesine sebep olan nedir bunu da çok merak ediyorum.

Çünkü dediğimiz gibi, herkes çok değerli.

Birey olarak ele aldığımız zaman her bir insan aslında farklı bir dünya.

Ve bizim iç dünyamızın başkalarıyla kıyaslanması yanlış.

Ben bir insanın değerli hissetmesine değil, bunu dile getirmesine ve etrafındaki insanların da böyle davranmasını istemesine kızıyorum sanırım.

Çünkü senin için sen değerliyken, benim için de ben değerliyim.

İkimizi tartabilecek olgu biz değiliz. Benim gözümde senin iç dünyan gerçekten değerli olmayabilir, nitekim benim iç dünyamın da senin hayatında bir yer tutmaması da normaldir.

İnsanlar tartışır, küser, ayrılık yaşar, barışır, yollarını sonsuza dek ayırabilir de. Bu o ikilemdeki herhangi bir kişinin kötü olduğunu mu gösterir?

Hayır tabii ki.

Değerli olmanın ölçütü, biz değiliz. Karşımızdaki insanlar aslında.

İnsan kendi içinde değerli hissedebilir. Daha önce bahsettiğim gibi hissetmeli de zaten. Ama bu his başkalarının önüne geçmemeli diye düşünüyorum.

Sonuçta insan ilişkileri içerisinde bazı ölçütler var. Hatırlarsanız bunların bazılarına minimumlar demiştik daha önce.

İşte bu minimumlar içerisinde bence değer konusu da yer almalı.

Çünkü insanın kendini fazla değerli hissetmesi aynı zamanda karşısındakini değersizleştirmesine neden olabiliyor.

Ben her zaman arkadaşlarıma ve yakınlarıma ‘kendinizi çok önemsemeyin’ derim.

Bu kendi içinizde kopan fırtınalara kulak vermeyin, değersizleştirin demek değil. Ama insan ilişkileri içerisinde önemsememiz gereken bazı şeyler var.

Herkes kendisinin çok düzgün, çok anlayışlı ve hoşgörülü olduğunu düşünüyor.

Öyleyse bizi kıran, canımızdan bezdiren insanlar kim?

Bizim canımızı sıkan, günümüzü kötü geçirmek zorunda bırakan olayların mümessili kim?

Herkes iyiyse, dünyadaki bu kadar kötülük neden var? Anlaşmazlıklar, çıkmazlar…

Lütfen artık yaşadığınız şeyleri dünyanın en kötü şeyiymiş gibi göstermeyi bırakın. Çünkü insanlar da zor zamanlardan geçiyor. Kimsenin kimseye üstünlüğü olmadığı gibi, hiçbir olayın da hiçbir olay üzerinde üstünlüğü yok.

Özellikle iç fırtınalarınızın.