İnsan hayatı boyunca türlü planlar ve programlar yapar. Bunların kimisi kendisi kimisi de bir başkaları içindir.

İyisi vardır kötüsü vardır. İnsanların aklından neler geçer bilemiyorsunuz değil mi?

Hiç düşündünüz mü insanların aklından neler geçiyor, size bakarken, bir başka işle uğraşırken, siz gittikten hemen sonra?

Ben zaman zaman düşünüyorum.

Hatta bazen keşke böyle bir gücüm olsaydı diyorum.

Bir düşünsenize karşınızdaki insana odaklandığınız an onun aklından geçenleri okuyabildiğinizi…

Düşündükçe kulağa kötü geldi değil mi?

Bende de aynısı oldu.

İnsanlar da insanlık da o kadar kötü bir halde ki artık kimsenin iç sesini duymak, düşüncelerini okumak istemiyorum.

Bence artık kimse bunu istemiyor.

Çünkü konuşurken bile insanların aslında ne kadar kötü niyetli olduklarını anlayabildiğimiz zamanlar oluyor. Ben insanların çıkar ilişkilerinden o kadar sıkıldım ki.

Bir insana kendi içini açmak, dert paylaşmak artık kimsenin içinden gelmiyor sanırım.

Çünkü sürekli zarar görüyoruz.

İnsanların kendi hatalarını, tercihlerini de karakterlerine bağlamaları beni çok sinirlendiriyor.

Bilmem burçlara ve astrolojiye inanır mısınız ya da huyların bir başkasına benzemesine…

Ben babama çok benzerim mesela. Hatta babamda içten içe kızdığım her özelliği taşıyor olmama da çok sinirlenirim.

Benim de tıpkı babamınki gibi bir sinirim vardır. Hani derler ya saman alevi… İşte öyle.

Özellikle sınırlarım ihlal edildiğinde birden yükselebiliyorum. Bir iş doğru yapılmadığında, savsaklandığında, arka plana atıldığında, önemsenmediğinde çok sinirleniyorum.

Çünkü özellikle insanlarla olan iletişimimizde bizim yaptıklarımız kadar yapmadıklarımız da etkiliyor karşımızdakini. Böyle zamanlarda da engel olamadığım sinirim sebebiyle yükseldiğim vakitler oluyor tabii ki.

Ama önemli olan insanın sonrasında ne yapmayı tercih ettiği bence. Kaldı ki o sinir harbi içerisinde de pek çok cümlemi yutuyorum ama benim sert mizacım insanları yine de kırıyor.

Bu durumda yapmam gereken şey nedir sizce?

Tabii ki karşımdaki kişiye kızgınlığımın sebebini anlatmak ve onu kırdığım için özür dilemek. Kimi zaman bu konuşma faslı söylediğim ve betimlediğim kadar rahat geçmiyor.

Öyle zamanlar oluyor ki bu durum karşımdakini de beni de çok yıpratıyor. Fakat konuşmaktan vazgeçmiyorum.

Bir insan bir şeyleri çözmek istiyorsa kırgınlığı, tartışmayı ve yorulmayı göze alabilmeli. Bunları göze alamayan insanların ben böyleyim gibi sözlerine asla ama asla inanmayın.

İnsanların karakterleri ve mizaçları farklıdır evet. Yalnızca doğduğumuz ve büyüdüğümüz aileden aldığımız özellikler değil doğum anımız ve burcumuz bile bizim üzerimizde çok etkili. Bunu yok saymak da doğru olmaz diye düşünüyorum.

Ama bunların arkasına sığınıp doğru olandan vazgeçiyorsanız karşınızdakini manipüle etmeye çalışıyorsunuz demektir.

Sevginin, belki daha net bir şekilde tarif edemeyeceğim hisleri vardır. Sevilmek insana yeni bir pencere açtırır, sevilmek insana rahat bir nefes aldırır mesela.

Sizin sevginiz karşınızdaki insana bunları tattırmıyorsa aksine sevdiğiniz kişi kendini kapana kısılmış hissediyorsa bir sorun vardır. Hem kendinizi hem de ilişkinizi gözden geçirme vaktiniz gelmiş de geçmiştir hatta.

Öyle ki ben bu hataların kıyısından döndüm. Hatta bazı ilişkilerimde bu sınırı çok geçtim. Ama şimdi kendimi eleştirerek doğruları bulduğumu düşünüyorum. Kimseyi sıkmadan, boğmadan sevebilmek çok değerli.

İşte o zaman karşınızdaki insanlar sizinle bir yolu hiç tükenmeden yürüyebilir. Sevdiğiniz insanları tüketmek de dünyada kendinize ve karşınızdakine yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biri.

Kimseyi tüketmeden, karşımızdakini boğmadan sevdiğimiz ve sevilebildiğimiz günlere…

Görüşmek üzere.